dedim ki , aşkın doktoru ne oluyor? aşk bir hastalık mı ki? çaresi, ilacı mı olur? dedi ki, doktor demeyelim ama paylaşmak diye bir...
Bir ülkede, birden çok mutluluğun içinde yaşadığımın farkına vardım sonra. Adımlarım hızlandıkça alnımda biriken ter damlalarıydı gururum. Tembellik yapmadım, yürüdüm, enerji harcadım, irili ufaklı sayısız...
kendimi gizlemeye çalışıyorum hayattan. bilmesinler, dokunmasınlar, yaralamasınlar, kanatmasınlar için. yalnızlık mevsimine kaçışımın tarihçesi, yaşamımın barındırdığı sıradanlıklardan, basitliklerden ve anlamsızlıklardan duymaya başladığım sıkılganlıkla aynı zamana denk...
tezkere çıkmış. bi yerlerde askerlerimiz ölmüş. daha çok ölsün diye sınır denen şeyi geçip savaşılacakmış. bunun için başkalarından izin alınmalıymış. ne karmaşık bir dünya....
mehmet için.. hiç unutmasın diye.. Cam kenarı onaltı numara boş kalacak şimdi. Kimbilir belki başka yolcu oturur. Hostes...
“Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşundan yükünü. Çatlayacak yalanın çeklik kabuğu. Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu” Okuduğum ilk metinlerdendi Erdem Beyazit’in ‘Birazdan Gün Doğacak’...
Son şakayı kimse görmedi.. Yaşadığım kadarını öğrendim. Öğrendiğim kadarına ağladım. Çok yanıldım ama, yine de uslanmadım. Kime köle olduysa kelimelerim, toz bulutunun arkasında bıraktım. Gözlerine...
Güneşin aydınlığı yüzünde.. Gözlerini, bir anka kuşuna dikmişsin çocuk, masallar bekliyorsun.. Ağzından çıkan her söz yeni masallar başlatıyor, farketmiyorsun..